Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür, Ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine...

Misak-i Milli içinde...

Saat
Site Haritası
CÜNEYT ÜLSEVER: ÇEVİK BİR İLE ERDOĞAN ARASINDA ÇELİK ÜZERİNDEN Mİ BİR İRTİBAT KURULDU

 

CÜNEYT ÜLSEVER: ÇEVİK BİR İLE ERDOĞAN ARASINDA ÇELİK ÜZERİNDEN Mİ BİR İRTİBAT KURULDU


19.04.2012 14:10

Karakter boyutu :  

Beni zerre kadar takip edenler; 28 Şubat dönemine nasıl karşı çıktığımı,bu nedenle bir kaç kez yargılandığımı bilirler. 2003-2004 döneminde, özellikle Jandarma’nın (Şener Eruygun ve Levent Ersöz) benimle nasıl uğraştığına dair belgeler Adliye arşivlerinde bulunabilir.

Ancak, ben 28 Şubat’a da , 2003-2004 dönemi hayasızlığına da neden karşı çıktı isem, şimdinin “mağdurları”nı aynı gerekçe ile savunma ihtiyacı duyuyorum:

 Bu ülkede ölene dek, hukuk eğitimim olmamasına rağmen, “hukukun üstünlüğü”nü savunacağım.

 28 Şubat döneminde yaptığım gibi hep ama hep “mağdur”un yanında, “mağrur”un karşısında olacağım. Kimsenin haksız yere mahkum edilmesine hem aklım, hem gönlüm izin vermiyor.

                                  ***

Bugün bir “darbe gezintisi” yapmak ve aklıma takılan bazı meseleleri sizinle paylaşmak istiyorum:

 1) Kaçmayacağı aşikar insanların tutuklanmasını katiyen anlamıyorum. Çevik Bir,  İlker Başbuğ ve niceleri gibi insanların neden tutuklu yargılandıklarını anlamaya çalışırken:

 i) özel yetkili savcıların bağımsızlığından,

 ii) tutukluluğun bizzat cezaya dönüştürülme çabasından şüphe etmemek mümkün değil.

                                  ***

 2) “Anti-emperyalist” (anti-Amerikancı) tavırları nedeni ile Erbakan Hoca ve partisine ABD’nin sempati ile bakmadığı sadece malumun ilanıdır. 28 Şubatçılar ABD’den icazet almışlardır. Çevik Bir İsrail ile sarmaş dolaş olmuştur. Bunlar kesindir. Ama...Silivri Davaları’nın da ABD’den icazet aldığı, ABD tarafından da doğrulanan Wikileaks belgeleri ile, gün ışığına çıkmıştır. Değil kişilerin; Emniyet Teşkilatı’nın FBI’ya sürekli brifing verdiği artık ayan beyandır.

 3) Çevik Bir ifadesinde 28 Şubat kararlarının 13 Mart 1997 tarihinde Bakanlar Kurulu’nca onaylandığını ve 14 Mart 1997’de Başbakan tarafından ilgili taraflara resmen duyurulduğunu iddia ediyor. Abdullah Gül ise 28 Şubat’ın Bakanlar Kurulu’na geldiğini hatırlamıyor! Hangisi doğru söylüyor?

                                  ***

 4) Recai Kutan, Fikret Bila’ya verdiği söyleşide 2 vahim iddiada bulunuyor. (Milliyet-18.04.2012)

 i) Süleyman Demirel; eğer Erbakan Başbakanlığı bırakırsa, Başbakanlığı Tansu Çiller’e vereceğine dair Tansu Hanım’a söz verdi mi? Söz verip de tutmadıysa bu kalleşliği neden yaptı? Aksi halde, Tansu Çiller neden Erbakan’a yalan söyledi? Yoksa, Recai Kutan bunadı mı?

 ii) Erbakan 28 Şubat sonrası Mesut Yılmaz’a gitmiş ve TBMM’de askere karşı birlikte hareket etmeyi teklif etmiş. (Recai Kutan’ın bu iddiasını ben de bizzat rahmetli Erbakan’dan dinlemiştim.) Mesut Yılmaz Erbakan’ı çok kaba sözlerle red etmiş. Mesut Yılmaz beleş Başbakanlık fırsatının ayağına geldiğini bildiği için mi Erbakan’ı sattı? Yoksa, askerden bu kadar çok mu tırsıyordu? Ya da, Recai Kutan’ın bunadığını tekrar mı düşünmeliyiz?

                                  ***

5) Taha Akyol haklı olarak Hükümet’i devirmek için “tehdit”in de suç olduğunu, 28 Şubat döneminde “tehdit”in olup olmadığının incelenmesi gerektiğini söylüyor. (Hürriyet-18.04.2012) 28 Şubat’ta askerin siyasete müdahale ettiği, Hükümet’i istifaya zorlamak için “baskı”  uyguladığı aşikar. “Baskı”dan çok daha ağır bir fiil olan “tehdit” kullanıldı mı? Eğer, “tehdit” var idiyse, 28 Şubat mağdurları 15 yıl neden sustu? Siyasetçilerimiz bu kadar mı ödlek?

 6) Ben şahsen Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubat mağduriyetini Erbakan ve arkadaşlarının mağduriyeti ile bir tutamıyorum. Erdoğan okuduğu şiir nedeni ile haksız yere mahkum oldu (kendisini bizzat ziyaret edip, geçmiş olsun dileklerimi iletmiştim. Hapisten çıktıktan sonra da birkaç kez buluştuk.) Ancak, sonraki gelişmeler hep Erdoğan’ın lehine gelişti. Acaba:

 i) BÇG kararları arasında Refah Partisi’ni bölmek amacı ile benzer bir parti kurma girişimi varmıydı?

 ii) Bu amaçla Çevik Bir şimdinin AKP Adana milletvekili Ömer Çelik’i Recep Tayyip Erdoğan’a yolladı mı? Bir ile Erdoğan arasında Çelik üzerinden bir irtibat kuruldu mu?

                                  ***

 7) Zamanında Erdoğan ve Erbakan’a söven bazı gazeteciler şimdi de ağız dolusu Çevik Bir’e sövüyorlar. Şimdi “demokrat” olmuşlar, 28 Şubat’ta ise “zamanın ruhuna” uymuşlar!

 İyi de, “zamanın ruhu” var ise “insanının evrensel ruhu” yok mu?

 Vaz geçtim, vicdan/haysiyet/ar damarı da mı yok?

 Yoksa, “zamanın ruhu” safsatası kıvırtmanın entel adı mı

Cüneyt Ülsever
Odatv.com

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1489 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
FİNANS GÜNDEM
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret1162338
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
24° 27° 20°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.26276.2878
Euro7.37427.4038
Üyelik Girişi